Nur Talebesi-İlahiyatçı Sayın Mehmet Ali Kaya’ya Cevap

İlahiyatçı, eğitimci ve aynı zamanda da bir Nur talebesi olan Sayın Mehmet Ali Kaya, “Asırların Rehberleri ve Mücedditler ve Kıyamet Alametleri, Deccal- Mehdi” adıyla çıkardığı Ocak 2012 basımı kitabında Hz. İsa (as), Hz. Mehdi (as) ve ahir zaman ile ilgili olarak Peygamberimiz (sav)’in hadis-i şeriflerine ve Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin izahlarına son derece ters düşen iddialarda bulunmuştur.

1. iddia


1. iddia
 
Mehmet Ali Kaya, kitabının 224. Sayfasında Hz. Mehdi (as)’ın üç büyük görevinin Bediüzzaman tarafından yerine getirildiğini dolayısıyla Üstadımız’ın ahir zamanda zuhur etmesi beklenen Büyük Mehdi olduğunu iddia etmektedir. Ayrıca Üstadımız’ın vefatının ardından; Nur talebelerinin onun bu görevini şu an şahs-ı manevisi olarak devam ettirdiklerini iddia etmektedir. 
 
Mehdi-i ahir zaman hem diyanet sahasında, hem siyaset alanında hem cihat ve hem de saltanat sahasında görevlidir ve bütün bu görevleri tek başına yapar... Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, bütün bu hizmetleri hayatında yapmış ve kendisinden sonra devam ettirmek için de “Risale-i Nur eserlerinde esaslarını vazederek takipçilerinin tavizsiz şekilde yapmasını sağlamıştır...“Asırların Rehberleri ve Mücedditler ve Kıyamet Alametleri, Deccal- Mehdi, sf 224
 

Mehmet Ali Kaya
Mehmet Ali Kaya kitabında açıkça Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin ahir zamanın büyük mehdisi olduğunu ve Hz. Mehdi (as)’ın üç büyük görevini hayattayken bizzat yerine getirdiğini, vefatından sonra ise Hz. Mehdi (as)’ın şahsı manevisi olarak Nur cemaatinin Hz. Mehdi (as)’ın görevlerini icra ettiğini iddia etmektedir. 
 
Oysa herkes; özellikle de Nur talebeleri ve Sayın Mehmet Ali Kaya bilmektedir ki Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (as)’a ait olan bu görevlerin tamamını icra etmemiştir.
 
BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ, HZ. MEHDİ (AS)’IN HİCRİ 1400’LERDE BİZZAT VE HAYATTAYKEN YERİNE GETİRECEĞİ 3 VAZİFESİNİ TOPLU OLARAK KESİNLİKLE YAPMAMIŞTIR
 
Hz. Mehdi (as)’ın 1. Vazifesi : 
Maddiyun (materyalizm) ve Tabbiyun (Darwinizm-Tabiatçılık) felsefelerinin susturulmasıdır
 
"...Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun (maddecilik) ve tabiiyyun (Tabiatçılık inancının) beşer içinde intişar etmesiyle (yayılmasıyla) her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini (maddeci düşünceyi) tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır."  Beyanat ve Tenvirler, Sayfa 304

2. İddia


2. İddia
 
Mehmet Ali Kaya, Bediüzzaman Hazretleri hayatta olmadığından, Hz. Mehdi (as)’ın İttihad-ı İslam’ı oluşturma görevini güya onun şahs-ı manevinin yani Nur talebelerinin yerine getireceğini iddia etmektedir. 
 
Hz. Mehdi (as)’ın iman hizmetini bizzat kendisi görmediği bir hakikat değil mi? Halen Hz. Mehdi (as)’ın şahsı manevisi o iman hizmetine devam etmiyor mu? Demek ki Hz. Mehdi üç vazifeyi birden hayata tatbik edemeyecektir. Bunu hal, adetullah ve onun ömrü yetmeyecektir ve yetmemiştir.... (Asırların Rehberleri ve Mücedditler ve Kıyamet Alametleri, Deccal- Hz. Mehdi (as),  sf 227) 
 
Mehmet Ali Kaya aslında bu açıklamasıyla aslında Bediüzzaman’ın Hz. Mehdi (as)’nin görevini ifa edemediğini kabul etmektedir. Ancak bu sefer başka bir yöntem kullanarak lafı dolandırmakta ve dilini eğip bükmektedir. Peygamberimiz (sav) hadisi şeriflerinde İttihad-ı İslam’ın Hz. Mehdi (as)’ın manevi komutanlığında oluşturulacağını bildirmesine rağmen Mehmet Ali Kaya,“Bediüzzaman Hazretleri bu görevi yerine getirmedi demek ki Hz. Mehdi (as) İttihad-ı İslam’ı gerçekleştirmeden vefat edecek ve bu görevi onun talebeleri yerine getirecek” şeklinde Peygamberimiz (sav)’in sözlerinin tam aksi bir mantık ortaya atmaktadır. Mehmet Ali Kaya, Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanın büyük mehdisi hakkında verdiği yüzlerce alameti hiç göz önünde bulundurmadan, bizlere bir delil sunmadan, tamamen bir ön kabulle Bediüzzaman Hazretleri’ni ahir zamanın büyük mehdisi olarak ilan etmektedir. Bu ön kabulünden yola çıkarak da; hem Peygamberimiz (sav)’in hadisleri hem de Üstadımızın sözleri üzerinde açık bir şekilde oynamalar yapmaktadır. Bediüzzaman Hazretleri’nin Hz. Mehdi (as) ile ilgili sözlerini kendi mantığına uygun şekle sokma gayreti göstermektedir. Bediüzzaman Hazretleri risalelerinde; “Hz. Mehdi (as) şahıs olarak gelecek ve yine bu üç vazifeyi bizzat kendi yerine getirecek, diğer asırların mehdilerinden en büyük farkı da bu üç vazifeyi bizzat kendi ve hayattayken yapacak olmasıdır” diye açıklamalarda bulunurken, Mehmet Ali Kaya; “Bediüzzaman bu üç vazifeyi hayattayken yerine getirmedi. Demek ki Hz. Mehdi (as) üç vazifeyi bizzat kendi yapmayacak” diyerek kendi mürşidini de yalanlamaktadır. Mehmet Ali Kaya’nın bu ön kabulü hem Peygamberimiz (sav)’in hadis-i şeriflerine hem de Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin risalelerindeki görüşlerine tamamen zıt bir görüştür. Mehmet Ali Kaya şunu mutlaka göz önünde bulundurmalıdır ki; Müslümanlar Mehmet Ali Kaya’nın kendi mantığının ürünü olan bir Mehdiyi değil, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin; tamamen Peygamberimiz (sav)’in hadis-i şeriflerini kaynak kullanarak tarifini yaptığı ahir zamanın büyük Mehdisini beklemektedirler.

3. iddia


3. iddia
 
Mehmet Ali Kaya yine kitabının 227. Sayfasında; risalelerde Üstadımızın; “ ‘o zat’ diye hitap ettiği kişinin Mehdi Al-i Resul’ün temsil ettiği kutsi cemaatinin şahs-ı manevisidir. Ve bu şahs-ı manevinin üç büyük görevi vardır.” diyerek yine Üstadımız’ın son derece açık ve net bir dille zat yani şahıs olarak geleceğini söylediği Hz. Mehdi (as)’ı bir şahs-ı manevi olarak göstermeye çalışmaktadır. 
 
Oysa Üstadımız bilinçli bir şekilde; ‘o zat’ ifadesini kullanmış ve Hz. Mehdi (as)’ın bir insan olarak zuhur edip yine bir insan olarak bu üç görevi bizzat yapacağını ifade etmiştir. Zaten kendisi şahs-ı maneviyi kastetmek istese zat kelimesini kullanmaz direkt şahs-ı manevi derdi. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri gerektiğinde Risale-i Nurların yüzlerce sayfasında “şahs-ı manevi” kalıbını kullanmıştır. Oysa Üstadımız Hz. Mehdi (as)’dan bahsederken“bir zat-ı Nurani, ahir zamanın o büyük şahsı Al-i Beytten olacak, o zat, Kendine hazır bir program yapacak, ileride gelecek acib bir şahsın, o büyük kumandan, bir müçtehid,  bir müceddid, hakim, mürşid, kutb-u azam, bir zat-ı nurani, bir asır sonra gelecek o zat,...” gibi tek bir kişiyi ifade eden hitaplar kullanmıştır. 

4. İddia


4. İddia 
 
Mehmet Ali Kaya güya Hz. İsa (as)’ın Üstadın zamanında nüzul ettiğini, kimsenin görmediği bir yerde; bir camide Bediüzzaman’ın arkasında namaz kıldığını ve gizli olarak Said Nursi Hazretleri’ne biat ettiğini iddia etmektedir. Bu durumu Bediüzzaman’ın güya; “Hz. İsa (as) gelince herkesin onu tanıması gerekmez. İmanın kuvvetiyle bilinir ve havassı onu bilse ve tanısa yeterlidir” ifadesiyle açıkladığını savunmaktadır.
 
Mehmet Ali Kaya, aynı kitabın 236. ve 237. sayfalarında ahir zamanda zuhur edecek ve bir araya gelecek olan Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) ile ilgili olarak yine tamamen -Peygamberimiz (sav)’i ve hadislerini tenzih ederiz-hadis-i şerifleri hiçe sayan bir mantık yürütmüştür. Aslında Üstadımızın Ahir zamanın büyük Mehdisi olduğunu ve Hz. İsa (as)’ın da onun zamanında nüzul edip, hiç kimsenin görmediği bir yerde gizli olarak Bediüzzaman Hazretleri’ne biat edip, onun arkasında namaz kıldığını söylemektedir. Ardından da yine Bediüzzaman Hazretleri’nin çok açık olan “Zaten Hz. İsa (as) geldiğinde herkesin onu tanıması gerekmez imanın kuvvetiyle bilinir. Havası onu tanısa ve bilse yeterlidir” ifadesini çarpıtarak Üstadımızın bu sözünü kendi yanlış mantığına delil olarak sunmaya çalışmaktadır. Oysa Peygamberimiz (sav)’in Hz. Mehdi (as) ile Hz. İsa (as)’ın buluşması ve o dönemde dünya üzerinde olacak gelişmelerle ilgili onlarca sahih hadisi mevcuttur. Bu hadislerde anlatılan olaylar ve gelişmeler ise gizlice vuku bulup gözden kaçacak türde olaylar değil aksine son derece dikkat çekici, Müslümanların ve Kitap Ehli’nin şahit olacağı, Hıristiyanların tevhidi kabul edip tek bir Allah’ın varlığına inanmalarına vesile olacak türde dünya çapında büyük olaylardır. Oysa ki Bediüzzaman Hazretleri’nin yaşadığı dönemde böyle bir olay gerçekleşmemiştir. Hıristiyanlar henüz Hz. Mehdi (as)’ın zuhur ettiği dönemde nüzul edecek olan Hz. İsa (as) vesilesiyle, Müslümanlığı kabul etmemişlerdir. Ayrıca Hz. İsa (as)’ın nüzulünün ardından dünya üzerinde yaşanacak olan barış ve sükunet ortamı da Bediüzzaman Hazretleri’nin döneminde oluşmamıştır. Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as) dönemlerinde yaşanacak olan bereket bolluk, huzur güven ortamı henüz sağlanamamıştır. Peygamberimiz (sav), Hz. İsa (as)’ın tekrar nüzul edeceği bu dönemde meydana gelecek değişikliklerden bazılarını şöyle bildirmiştir:
 
Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. -Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır. -Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar , hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir. (Sahih-i Müslim, 1/136)
 
Savaş (erbabı) da ağırlıklarını (silah ve malzemelerini) bırakacak.  (Sünen-i İbn-i Mace, 10/334)
 
Benliğime hakim olan zata yemin ederim ki, Meryem’in oğlunun adaletli bir hakem olarak size inmesi pek yakındır. O, Haç’ı kıracak (haça tapınmayı kaldıracak),
domuzu öldürecek (domuz eti yemenin haram olduğunu bildirecek), cizyeyi 
kaldıracak; mal çoğalacak ki, kimse onu kabul etmeyecektir 
(Sünen-i Tirmizi, 4/93)

5. iddia


5. iddia
 
“SONRA GELECEK O ZAT” ifadesinin Bediüzzaman Hazretleri’nin güya insanların dikkatini kendisinden, iman davasına çevirmeleri için kullandığı bir yöntem olduğu iddiası 
 
Mehmet Ali Kaya kitabının devam eden sayfalarında Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin açık ifadelerini son derece mantık dışı açıklamalarla gerçek manasından saptırmaya devam etmektedir. Kitabının 240. sayfasında bu defa Üstadımızın Hz. Mehdi (as)’ın kendisinden sonra geleceğini ifade etmek için kullandığı “sonra gelecek o zat” ifadesini inanılmaz bir teville açıklamaya devam etmiştir. Üstadımızın son derece anlaşılır şekilde söylediği sonra gelecek o zat ifadesini; insanların dikkatini kendisinden İslam’a çevirmek için -Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’ni tenzih ederiz- bir taktik  olarak söylediği iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Kitapta yer alan söz konusu teviller şu şekildedir: 
 
Sonra gelecek o zat ifadesi ise, Bediüzzaman’ın nazarları şahsından davası olan iman davasına çevirmek içindir. 
 
Mehmet Ali Kaya ardından bu teviline şöyle devam etmektedir: 
 
“Yani imanın hayata hakim olması ve şeriat dediğimiz adalet, hürriyet ve hakkaniyetin hakim olması benden sonra olacaktır.” demek içindir. Burada kastedilen şahıs değil kendi şahsının başlattığı davasının hakimiyetinin görünmesidir.” 

6. iddia


6. iddia
 
Bediüzzaman Hazretleri’nin Hicri 13. asırda yaşamasına ve Hz. Mehdi (as)’ın da kendisinden 100 sene sonra Hicri 14. Asırda zuhur edeceğini söylemesine rağmen Mehmet Ali Kaya Peygamberimiz (sav)’in “12 imam gelmeden kıyamet kopmaz.”hadis-i şerifini delil göstererek Hicri 13. Yüzyılda yaşayan Bediüzzaman Hazretleri’ni, 13. ve dolayısıyla ahir zamanın son imamı olarak göstermeye çalışmaktadır.
 
Mehmet Ali Kaya’nın Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin ahir zamanın büyük mehdisi olduğunu kanıtlamak için ortaya attığı iddialardan biri de Üstad’ın; kendisine kadar her asırda gelen 12 müceddidden sonraki 13. müceddid olmasıdır. Bu iddiasını ise Peygamberimiz (sav)’in “12 imam gelmeden kıyamet kopmaz.” hadisine dayandırmaktadır. Oysa Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as) ile ilgili bildirdiği hadis-i şeriflerinden birinde her yüzyıl başında dini bidatlerden arındıracak bir müceddid geleceğini bildirmiştir:
 
Ebu Hüreyre'nin rivayetine göre; Resulullah (sav) şöyle buyurmuş:  Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah HER YÜZ SENENİN BAŞINDA şu ümmetin dinini bidatten (dine sonradan karışmış batıl uygulamalardan) ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) bir zatı gönderir. (Sünen-i Ebu Davud, 5/100)
 
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de Peygamberimiz (sav)’in bu hadisi doğrultusunda Hicri 1400'lü yılların "müceddidi"nin Hz. Mehdi olacağını müjdelemiştir:
 
Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli "lamlar" ve "mimler" ikişer sayılsaBUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDİ'NİN ŞAKİRTLERİ (TALEBELERİ) OLABİLİR. (Şualar, s. 605)